ercan ozaksoy bilgiler
ercan ozaksoy, huthut, 2008
ercan ozaksoy biografi
ercan ozaksoy fotograflar
ercan ozaksoy linkler
ercan ozaksoy iletisim

Ercan Ozaksoy Hut Hut Albumu

HÜTHÜT nedir?

Bu isim Nişabur doğumlu Ferideddin-i Attar'in MANTIK AL-TAYR isimli kitabından alınmıştır.
Hikaye kuşların bir araya gelip :
"Hiçbir ülke padişahsız değil. Nasıl olur da bizim ülkemiz padişahsız kalır? Birbirimize yardım edelim de kendimize bir padişah arayıp bulalım, padişahı olmayan ülkenin dirliği düzenliği olmaz'' demeleriyle başlar.
Bu sırada,kendisinin Hz. Süleyman'in sırdaşı olduğunu söyleyen Hüthüt kuşu gelir ve:
''Hiç şüphe yok.. bir dağ var ki ona Kafdağı derler; onun ardında bizi bir padişahımız var.Adı ''SIMURG'' dur..kuşların padişahı odur. O, bize yakındır da biz ondan uzağız, gelin beraberce onu arayalım, bulalım''der.
Sonra hep birlikte yola koyulurlar, işte Hüthüt müthiş bir sonla biten bu yolculuğun rehber kuşunun adıdır.


"HÜTHÜT" Albümü Nasıl Oluştu?


Beni tanıyanlar, bestelerim için albüm yapmam konusunda devamlı ısrar ediyorlardı. Şimdiye kadar buna bir türlü yanaşmadım. Hayatımı müzik yaparak kazandığım için bugüne kadar sahne ve konserlerde halkın karşısına çıkmakta hiç zorluğum olmadı. Ama kendime ait bir eserle (albümle) karşılarına çıkmakta hep çekincelerim vardı. Kendimi buna bir türlü hazır hissedemedim.

Mayıs 2008 ayı başlarında bir gün amatör davul çalan bir arkadaşım kendi evinin alt katında yaptırdığı ufak bir stüdyoda "gel birlite çalalım eğleniriz" dedi. Bu arada bestelerimden birini de çaldım. Bizi dinleyenler içinde Can isimli genç bir arkadaş parçayı çok beğendi ve "Ali Rıza diye bir arkadaşım var, Amerika'da ses mühendisliği okudu ufak bir kayıt stüdyosu var seni onunla tanıştırayım" dedi. Albüm yapma fikri böyle harekete geçti.

Sonra konuyu basçı arkadaşım Kaan Yıldız'a açtım, "Ediz'le konuş o da bize katılır mı?" dedim. Sonra Ediz Hafızoğlu " tamam abi her konuda destek olurum" dedi. Ediz kendi okuduğu Bilgi Üniversitesinde prova yapabileceğimizi söyledi.

28 Temmuz 2008 tarihi için MIAM kayıt stüdyosundan'dan randevu aldık. Mayıs-Temmuz aralığında Bilgi Üniversitesinde üç defa prova yaptık.

28 Temmuz 2008 günü stüdyoya sabah saat 10:00 da girdik ; Hücum kayıt denilen bir yöntemle aynı anda çalarak saat 22:00 da kayıdı tamamladık.

ercan özaksoy hüthüt arka kapak

Bertan Onaran'ın Ercan ve "Hüthüt" ile ilgili yazısı:

Ercan Özaksoy, caza gönül vermiş bir dostum; yaşamın önüne çıkardığı olasılıkları yazgıya dönüştürmeyi başarmış ender insanlardan biri.

Önce doğarken kulağı müziğe yatkın doğmuş; birinci talih, buna uygun eğitime kavuşması olmuş, konservatuarda piyano ve viyolensel öğrenmiş. Sonra esen yeller onu yurt dışına uçurmuş; askerlik için dönmüş; hizmetini tamamlarken, günde 8 saat çalışarak piyano çalışını ustalaştırmış. Talihin ikinci büyük armağanı, Paris’te, tiyatro dünyamızın sıra dışı insanlarından Mehmet Ulusoy’la karşılaşıp ona müzikler tasarlaması olmuş. Bir kez Fransa’ya adım atinca, Montreux Caz şenliği’ne ulaşma olasılığı artar elbet. Bu fırsatı da yaratmış ya da kullanmış, ünlü flütçü Herbie Mann’la çalma mutluluğunu yaşamış.
Sonra yine yurda dönmüş. Biz bu dönüşünden sonra tanıştık. Bu tanışma da aslında kendi yazgısını nasıl bilinçle çizdiğine yeni bir kanıt.

Bir Pazar telefon çaldı, bir ses: “Biz sizin ‘Bedensel Boşalmanın Işlevi’ adlı kitabınızı aldık, okuduk, sizinle tanışmak istiyoruz; gelebiliyir miyiz?” diye sordu. Gelenler, Nezih Atalay ile Ercan’dı. Kitapçının camekânında Reich’in bu yapıtını görmüşler, içinde cinsellik var ya, almışlar, ama bakmışlar ki sevişme yollarını değil, baska şeyleri anlatıyor. Etkilenmişler, tanışmak istemişler.

O Pazar’dan beri, en yakin dostlarım arasındalar. Zaman içinde, Nezih benim de, Sevil’in de, Nilgün’ün de özenli dişçisi oldu ayrıca. Ercan’ı çalıştığı bir iki kulüpte dinledik; ama sonra koşullar değişti, biz yavaş yavaş eve kapanmak zorunda kaldık, Ercan’ı izleyemedik. Ancak ona son büyük piyango çarptı bu arada: mutsuz biten ilk evliliğinin ardından, taa çocukluğunda sevdiği Leyla ile buluştu, evlendi. Ve bu evlilik ona aradığı dinginliği, duygusal-düşünsel desteği getirdi.

Bir süredir birbirimizden haber alamıyorduk; geçende aradı, Hüthüt adında bir cd hazırlamış, onun tanıtımı için Galata kulesinin dibindeki, bizim hiç bilmediğimiz., oysa dünya çapında ünlü Nardis Kulübe çağırdı. Orada çalışan genç arkadaşlarının da katkısıyla hazırladığı albümden parçalar çaldı, hem de 39.5 ateşle yanmasına karşın.

Başta Kaan Yildız’ın, davulda Ediz Hafızoğlu’nun yer aldığı albümde, Ercan’ın Paris’teki en yakin yoldaşlarından Ali Dede Altuntaş’a adanmış, Neyzen Tevfik’in sözlerini dillendiren To Dede adlı parçayı Yaşar seslendirdi. Quantum Hicaz’a da Yahya Dai katılmış.

Yıllardır arı duru caz dinlemiyoruz canlı olarak; Ercan bizi alıp eski günlerimize, Istanbul şenligi’ne dünyanın en ünlü müzikçilerinin geldiği günlere götürdü. Mavi Karadeniz adlı bestesini dinlerken, Dave Brubeck’in ünlü Take Five’ı dolaştığı belleğimde; Brubeck’in Istanbul’a şöyle bir uğramış bir yabancı olarak kavradığını sevgili Ercan çok daha derinden duyumsayıp dile getirmiş: Karadeniz ezgileriyle müzigin evrensel dili arasindaki kucaklaşmalar.

Ne diyebilirim canım Ercan? 30 yilda altı üstüne getirildiği ölümsüz sandığımız bütün değerleri çöpe atıldığı, milyarlarca insanın aç açıkta bırakıldığı dünyamızda, müziğinle, piyanonla ayakta kalmayı başardın. Ne mutlu sana da, biz yakın dostlarına da!

 


Site Map